Bizi kim yönetiyor, Seçilmişler mi atanmışlar mı?

  • Yazının Tarihi: 21 Şubat 2024
  • Yazar: sevgi seli
  • Yazarın bu yazısı 51 defa okundu.
  • Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Yerel seçimler yaklaşırken yine kafamda deli sorular!
Bizi kim yönetiyor, Seçilmişler mi atanmışlar mı?
Bürokratların kaderini seçilmişler mi belirler, atanmışlar mı?
Her gelişin bir gidişi olduğu gibi, her aday gönlünde seçilme umudu doğuyor. 
Seçilmiş başkanlar genelde atamış oldukları yöneticileri uzaktan yönetmek ve yönlendirmek isterler. Nitekim bu eylemde başarılıda olurlar. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal göreve getirdiği Yıldırım Akbulut’un başbakanlık dönemi bu gerçeğin en iyi örneklerindendir.
Seçilmiş kişiler halk nezdinde her zaman daha değerli ve etkilidir. Halktan aldıkları destek ve partilerinden aldıkları siyasi güç küçümsenmeyecek kadar güçlüdür.
Siyasi partilerin yerel seçimlerdeki aday belirleme stratejilerine ve seçim sonuçlarına baktığımızda seçilmiş kişilerin ve mevcut belediye başkanlarının başarı oranının daha yüksek olduğunu görmekteyiz. Elbette dezavantajları da vardır. Bazen bir cümle için tazminat ödeme, hapis cezasına hatta siyasi yasakla bile karşılaşabilirler. Çünkü arka planda siyası bir savaş vardır. Bu savaş ittifaklar, muhalifler arasında bilinse de asıl savaş siyasi partilerin kendi içlerindedir. Halk dilinde ön kesme diye tabir edilen siyasi hesaplaşmalar vardır. Öğrencilik yıllarımızda demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi olarak anlatılsa da gerçekte öyle uygulanmadığı görüyoruz. Seçimlerde vatandaş ne kadar da oy kullanıyor olsa, meclise partilerin belirlediği listedekiler girmektedir. Siyasi partilerin isimleri özgürlük, adalet, millet vb. gibi unvanlarla anılsa da seçim stratejilerine baktığımızda demokrasiyle bağdaşmadığını net olarak söyleyebiliriz.
Demokratik seçim sadece Muhtarlık seçimlerinde uygulanmaktadır. Muhtarlar kendi öz iradesi ile aday çıkmakta olup, mahalle halkı tarafından seçilmektedir.
Bir toplumun adaletli yönetilmesi ve sistemin sağlıklı çalışabilmesi için kamu kurumları siyasetten arındırmalıdır. Demokrasi adına yapılan seçim sonuçları siyasi dengeleri değiştirmesi doğal olsa da, kamu kurumlarında görev yapan kişileri etkilememelidir.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenen kamuda görev yapan üst kademede yöneticilerin görevlerine son verilmesi durumlarında 375 sayılı KHK’nin ek 35. maddesi kamu kurumlarında ve özellikle yerel yönetimlerde işçi statüsünde görev yapan kişilerin özlük hakları da dahil edilmelidir. Kamu personelleri vatandaşa hizmet getirecek çalışmaları huzur içinde yapmalıdır.
Kamu düzenini ve adil yönetim anlayışı ancak kamu kurumlarını ve yerel yönetimleri partizanlıktan uzak tutarak sağlanabilir.
Siyasetçilerin ve Bürokratların yetki üstünlük çatışmalarının bedelini her halükârda ödeyen halk yani biz vatandaşlardır.
Herkesin yargılanabildiği bir sistem kurulur ve karşısına çıkabilecek ağır cezalara tabi olacağı bir düzen kurulur ise bu tür sorunlar kendinden çözecektir.
Dolayısıyla tek bir gerçek var, bizleri siyasi partilerin dayatma usulü ile belirlemiş olduğu ve bizlerinde seçmek zorunda olduğumuz kişiler yönetmektedir.

Bir Yorum Yazın